İçeriğe geç
Antalya Karar

Merak ettiklerine bak, kararını kendin ver

Para ve Tasarruf

Evdeki Sessiz Elektrik Tüketicileri: Faturayı Şişiren Alışkanlıklar

Faturanın önemli bir kısmı fark edilmeyen küçük tüketimlerden gelir. Bekleme modundan buzdolabı contasına kadar gerçekten fark yaratan ayarlar.

Seda Yalın 6 dk okuma

Elektrik faturası çoğu evde ay sonunda bakılan, yüksek geldiğinde şaşırılan ama nedeni pek araştırılmayan bir kalemdir. Faturanın büyük kısmının birkaç büyük cihazdan geldiği düşünülür: buzdolabı, ısıtıcı, çamaşır makinesi. Bu doğrudur ama tabloyu tamamlamaz. Faturanın kayda değer bir bölümü, tek tek bakıldığında önemsiz görünen küçük tüketimlerin toplamından oluşur.

Bu küçük tüketimlerin ortak özelliği fark edilmemeleridir. Ne ses çıkarırlar ne de ısınırlar; sadece sürekli açıktırlar. Gün içinde birkaç dakikalık dikkatle azaltılabilecek bu tüketimler, bir yılın toplamında ciddi bir tutara denk gelir. Bu yazıda evdeki sessiz elektrik tüketicilerini, tüketimin nereden kaynaklandığını ve hangi alışkanlıkların gerçekten fark yarattığını ele alıyoruz.

Bekleme modu: kapalı sanılan cihazlar

Pek çok cihaz düğmesine basıldığında tamamen kapanmaz, bekleme moduna geçer. Uzaktan kumandayı beklemek, saat göstermek, ağ bağlantısını korumak ya da hızlı açılmak için içindeki bir devre çalışmaya devam eder. Bu devrenin çektiği güç küçüktür ama süre uzundur.

Günde birkaç saat kullanılan bir cihaz, geri kalan yirmi saati bekleme modunda geçiriyorsa, o cihazın yıllık tüketiminde beklemenin payı sanıldığından yüksektir. Evde bu şekilde bekleyen cihaz sayısı genellikle on beşin üzerindedir: televizyon, ses sistemi, oyun konsolu, yazıcı, mikrodalga, kombi paneli, modem, akıllı ev cihazları ve daha fazlası.

Pratik çözüm cihazları tek tek prizden çekmek değildir; bu hem yorucudur hem de kimse uzun süre sürdüremez. Anahtarlı bir çoklu priz kullanmak çok daha uygulanabilir bir yöntemdir. Televizyon ve çevresindeki cihazları tek bir anahtarlı prize toplayıp gece o anahtarı kapatmak, tek bir hareketle birkaç cihazın beklemesini birden keser.

Şarj adaptörleri ve boşta duran kablolar

Duvarda takılı unutulan şarj adaptörü, üzerinde cihaz olmasa bile küçük bir miktar akım çeker. Modern adaptörlerde bu miktar eskiye göre çok düşmüştür, ancak evde sürekli takılı duran adaptör sayısı arttıkça toplam da artar.

Daha önemli bir nokta, şarj bittikten sonra cihazın prizde kalmaya devam etmesidir. Cihaz doluyken adaptör hem kendi kaybını sürdürür hem de pil yönetimi devresini çalıştırmaya devam eder. Bu, hem küçük bir elektrik kaybı hem de pil için ideal olmayan bir durumdur.

Bu iki maddeyi tek bir alışkanlıkla çözmek mümkündür: şarj istasyonunu evde tek bir noktada toplamak ve o noktayı anahtarlı prize bağlamak. Cihazlar dolduğunda tek anahtar kapatılır. Böylece hem kablo karmaşası azalır hem de sürekli takılı duran adaptör sorunu ortadan kalkar.

Aydınlatma: küçük ama sürekli

Aydınlatmanın toplam faturadaki payı, ısıtma ve soğutmaya kıyasla düşüktür. Buna rağmen aydınlatma, üzerinde en kolay tasarruf edilebilen kalemdir çünkü tamamen alışkanlığa bağlıdır ve konfordan ödün gerektirmez.

Boş odada yanan lamba klasik örnektir ama asıl fark, kullanılan ampul tipinden gelir. Eski teknoloji ampuller enerjinin büyük bölümünü ışığa değil ısıya çevirir. Aynı aydınlığı çok daha az güçle veren modern ampullerle değişim, bir kerelik masrafla kalıcı bir düşüş sağlar.

Aydınlatmada bir başka gözden kaçan nokta gereğinden fazla aydınlatmadır. Her odayı aynı parlaklıkta aydınlatmak yerine, okunan köşeye güçlü bir nokta aydınlatması, genel ortama daha düşük bir aydınlık koymak hem gözü yormaz hem de tüketimi düşürür.

Buzdolabının etrafındaki alışkanlıklar

Buzdolabı evin yirmi dört saat çalışan tek büyük cihazıdır ve bu yüzden faturada sabit bir yer tutar. Tüketimi cihazın kendisinden çok, çevresindeki koşullar ve kullanım alışkanlıkları belirler.

En sık yapılan hatalar şunlardır:

  • Arka ızgaranın ve altındaki alanın tozla kaplanması; ısı atamayan cihaz daha uzun çalışır.
  • Duvara ya da dolaba çok yakın yerleştirme; hava dolaşımı olmayınca verim düşer.
  • Sıcak yemeği doğrudan içeri koymak; dolap o ısıyı çekmek için fazladan mesai yapar.
  • Kapıyı uzun süre açık tutup içeride karar vermeye çalışmak.
  • Kapı contasının yıpranmış olması ve soğuğun sürekli sızması.

Conta kontrolü çok basit bir testle yapılabilir: kapıya bir kâğıt parçası sıkıştırıp kapatın. Kâğıt kolayca çıkıyorsa conta görevini yapmıyor demektir. Bu, cihazı değiştirmeden yapılabilecek en etkili iyileştirmelerden biridir.

Su ısıtmanın elektrik tarafı

Suyu ısıtmak, elektrikle yapılan işler arasında en çok enerji isteyenlerden biridir. Bu yüzden termosifonun ya da elektrikli su ısıtıcısının çalışma düzeni, faturada büyük bir kalemdir.

Sürekli açık tutulan bir su ısıtıcısı, kullanılmasa bile suyu belirli sıcaklıkta tutmak için düzenli olarak devreye girer. Kullanım saatlerine göre bir düzen kurmak, yani ihtiyaçtan kısa süre önce çalıştırmak, bu bekleme kaybını büyük ölçüde ortadan kaldırır.

Elektrikli su ısıtıcısında ise en yaygın israf, ihtiyaçtan fazla su ısıtmaktır. Bir bardak çay için ısıtıcıyı ağzına kadar doldurmak, ısıtılan suyun büyük bölümünün soğumaya bırakılması demektir. İhtiyaç kadar doldurmak, bu kaleme tek başına gözle görülür bir katkı yapar.

Isıtma ve soğutmada bir derecenin anlamı

Isıtma ve soğutma, faturadaki en büyük paya sahip kalemdir ve burada yapılan küçük ayarlar diğer tüm başlıkların toplamından daha büyük fark yaratır. Ortam sıcaklığını bir derece düşürmek ya da yükseltmek, tüketimde hissedilir bir değişim demektir.

Bunun yanında ısıtılan alanın kontrolü de önemlidir. Kullanılmayan odaların kapılarını kapalı tutmak, ısıtılan hacmi küçültür. Perdeleri gün ışığı varken açıp akşam kapatmak, hem bedava ısıyı içeri alır hem de camdan kaçan ısıyı yavaşlatır.

Pencere ve kapı kenarlarındaki hava sızıntıları çoğu evde göz ardı edilir. Elinizi kenarlarda gezdirdiğinizde hissedilen hava akımı, ısıtma sisteminin sürekli fazladan çalışması anlamına gelir. Basit fitil bantlarıyla yapılan bir yalıtım, maliyeti en hızlı geri dönen işlerden biridir.

Ölçmeden tasarruf olmaz

Tasarruf çabalarının çoğu, sonuç görülmediği için birkaç hafta sonra bırakılır. Bu yüzden en yararlı adım, tüketimi görünür kılmaktır. Ayda bir kez sayaç değerini not etmek ve önceki ayla karşılaştırmak yeterlidir.

Daha ayrıntılı bir yaklaşım, evdeki tüketimi kabaca üç gruba ayırmaktır: sürekli çalışanlar, sık kullanılanlar ve ara sıra kullanılanlar. Bu ayrım, hangi alışkanlığın gerçekten önemli olduğunu görmeyi kolaylaştırır ve gereksiz yere küçük şeylerle uğraşmayı önler.

Bir başka faydalı alışkanlık, faturayı sadece tutar olarak değil tüketim miktarı olarak izlemektir. Tutar birçok değişkene bağlıdır; tüketim miktarı ise doğrudan davranışın sonucudur. Miktar düşüyorsa yapılan iş işe yarıyor demektir.

Çamaşır, bulaşık ve kurutmanın payı

Ev aletleri arasında tüketimi en çok kullanıcı kararına bağlı olanlar çamaşır ve bulaşık makineleridir. Bu cihazlarda harcanan enerjinin büyük bölümü suyu ısıtmaya gider. Yani seçilen program sıcaklığı, tüketimi neredeyse doğrudan belirler.

Yüksek sıcaklıktaki bir program ile düşük sıcaklıktaki bir program arasındaki fark, aynı makinede bile çok belirgindir. Gündelik kirlilikteki çamaşırlar için düşük sıcaklık çoğu zaman yeterlidir; yüksek sıcaklık yalnızca özel durumlarda gerekir. Aynı mantık bulaşık makinesinde de geçerlidir ve günlük kullanımda ekonomik program çoğu evin ihtiyacını karşılar.

İkinci belirleyici, makinenin ne kadar dolu çalıştırıldığıdır. Yarı dolu çalışan bir makine, tam dolu çalışandan çok daha az enerji harcamaz; çünkü suyu ısıtma ve döndürme maliyeti büyük ölçüde sabittir. Bu yüzden yıkama sayısını azaltmak, program seçiminden bile daha etkili olabilir.

Kurutma ise ayrı bir başlıktır ve genellikle evdeki en çok enerji harcayan işlemlerden biridir. Bu kalemi düşürmenin en kolay yolu, sıkma devrini yükseltmektir. Çamaşır makineden daha kuru çıktığında, ister makinede ister açık havada olsun kuruma için gereken enerji ve süre belirgin biçimde azalır. Havalandırılan bir odada asarak kurutmak ise bu kalemi tamamen ortadan kaldırır.

Evdeki sessiz elektrik tüketicileri, tek başına bakıldığında hiçbiri üzerinde durmaya değmez görünür. Faturayı belirleyen ise tam olarak bu görünmezliktir: sürekli açık kalan bekleme devreleri, gereksiz ısıtılan su, tozlu bir buzdolabı ızgarası ve kapatılması unutulan lambalar. Bunları düzeltmek yeni cihaz almayı ya da konfordan vazgeçmeyi gerektirmez; sadece birkaç alışkanlığın yerini değiştirmeyi gerektirir. Bir ay boyunca sayaç takibi yapmak, bu değişikliklerin gerçekten işe yarayıp yaramadığını göstermenin en dürüst yoludur.